1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Lübnan'daki patlamada can kaybı 100'e yükseldi, 4 bini aşkın yaralı var
Suriye’den gelenler

Suriye’den gelenler

Suriye’li sığınmacıları ülkemize gelişleri bir yılı çoktan geride bıraktı. Rejime karşı gelen silahlı gruplar ile Suriye güvenlik güçleri arasında...

A+A-

Suriye’li sığınmacıları ülkemize gelişleri bir yılı çoktan geride bıraktı. Rejime karşı gelen silahlı gruplar ile Suriye güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar hala devam ediyor. Ölenlerin ve yararlanaların ise haddi hesabı yok.

Bu kargaşadan kaçmaya çalışanlar, ülkemiz ile birlikte Lübnan, Ürdün ve Irak sınırlarına akın ettiler. Suriye’de ilk çatışmalar başladığında ülkemiz ve bu sayılan ülkeler, insani amaçlar gözeterek açık kapı politikası uygulayacaklarını açıkladılar. Ama çatışmalar arttıkça ve Suriye’nin kuzeyine doğru yayıldıkça, can korkusu ile sınıra gelen Suriyeli’lerin sayısı iyice yükselmeye başladı ve açık kapı politikası açık sınır haline dönüşmüş oldu. Zamanla gelenlerin kayıtlarının tutulması bile imkansız hale geldi. Bu durum başka tehlikeler de yaratmaya başlayınca, bazı ülkeler sınır geçişlerini zorlaştıran önlemler almaya başladılar. Ülkemiz de yeniden Suriye sınırını kontrol almaya yöneldi. Politikamızdaki bu değişiklik sonucu sınırın Suriye tarafında kamp alanları oluşturulmuş ve insani yardımlar burada yapılmaya başlanmıştır.

Suriye’de rejim karşıtları ile hükümet güçleri arasında başlayan mücadele zamanla yerini Suriye’de yaşayan farklı etnik grupların ve inançların arasında yaşanan bir çatışmaya bırakmıştır.

Mülteci mi sığınmacı mı?

Türkiye’nin, mültecilerin yasal durumunu düzenleyen Cenevre Sözleşmesi’ne ve New York Protokolü’ne çekince koyduğunu unutmayalım. Bu yüzden ülkemiz sadece Avrupa’dan gelen kişilere mültecilik statüsü tanımaktadır. Avrupa dışındaki ülkelerden gelenlere ise sadece üçüncü ülkelere gitmelerine kadar sığınma hakkı tanımaktadır.

Bu durumda Suriye’den gelen sığınmacılar, mülteci statüsünde değildir. Onlara sadece geçici koruma sağlanmaktadır. Bu nedenle Suriye’den gelen insanlara mülteci yerine sığınmacı demek daha doğrudur.

Bu koruma kapsamında Gaziantep, Kilis, Hatay, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Adana, Mardin, Malatya ve Adıyaman illerinde çok sayıda çadır kent ve konteyner kent gibi barınma merkezleri kurmuştur. Buralarda bulunan sığınmacıların yiyecek, sağlık, iletişim, eğitim ve benzeri insani ihtiyaçları ülkemiz tarafından karşılanmaktadır. Ve bu kamplardaki yaşamın diğer ülkelerdeki sığınmacı kamplarıa göre çok daha iyi durumda olduğu bilinmektedir.

Sığınmacıların sayısı

Şimdi gelelim bu sığınmacıların sayısına. Yazının başına da değinildiği gibi ilk gelenlerin kayıtları tutulmuştur. Ancak sonradan gelen büyük göç dalgaları yüzünden kayıt tutulması zorlaşınca işin ucu kaçmıştır. Resmi rakamlara bakılırsa, geçtiğimiz yıl Eylül ayında 382 bin sığınmacı geldiği ve bunlardan 181 bin sığınmacının Suriye’ye geri döndüğü görülüyor. Yani sınırlarımız içinde yaşayan sığınmacı sayısı 200 bin civarında. Ama kayıt altına alınmadan ülkeye giren sığınmacıların sayısı ne yazık ki tam olarak bilinmiyor. Ama en iyimser tahminler bile bu sayının bir milyona yakın olduğu yönünde. Sadece İstanbul’da 100 bine yakın sığınmacı olduğu sanılıyor.

Neden kamplara girmiyorar?

Yapılan kısıtlı çalışmalar, kamp dışında kalan sığınmacıların kamplara girmeme nedenlerini şöyle ortaya koymaktadır:

Bir kısım sığınmacılar iş bulup çalışmak istemektedir. Büyük şehirlerde çalışarak daha iyi koşullarda yaşayabileceklerine inanmaktadır.

Bir kısım sığınmacılar kamplardaki fiziki ve güvenlik koşullarını yeterli bulmamaktadır. Kamplarda aynı çadır veya konteynerde birden fazla aile barınmak zorundadır. Ayrıca sınıra yakın kamplar çatışma ortamına yakın olduklarından güveli görülmemektedir.

Bir kısım sığınmacılar izole edildiklerini ve hareket özgürlüklerinin olmadığını düşünüyorlar. Kamplara giriş ve çıkışları kontrol altındadır. Dışarıyla rahat ilişki kurulamıyor. Kamplar ülke içinde veya uluslararası sivil toplum örgütlerine kapalı tutuluyor.

Bir kısım sığınmacılar kamplarda etnik ve dini kökene dayalı ayrımcılık yapıldığını düşünüyorlar. Hristiyan, Alevi, Kürt ve diğer sığınmacılar, azınlıkta olmaları yüzünden ayrı tutulacaklarına inanıyorlar.

Bir kısım sığınmacılar kamp ortamının, kadın ve kız çocuklara yapılan cinsel istismar ve taciz olayları yüzünden riskli olduğunu düşünüyorlar.

Bir kısım sığınmacılar da kamplarda yaşayanların, politik grupların baskısı altında olduklarını düşünüyorlar.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.